Sun
17
Feb
admin

2.günkü “Arkelojik” geziden sonra bugünün ilk yarısında bu sefer “Dini” Roma’yı görme zamanı. Tabi ki “Dini” Roma deyince tüm hristiyanlığın merkezindeki nokta Vatikan akla geliyor ilk. Vatikan kendi başına özerk bir ülke. Dünyanın en küçük ülkesi.Yaklaşık 1000 kişi nüfusu var ve büyük ihtimalle Kadıköy’den küçük :) Bu “ülkeyi” gezmesi yaklaşık 3-4 saatinizi alacaktır.

Güzel bir kahvaltıdan sonra, Kırmızı Metro Hattını kullanarak Ottaviano-S.Pietro durağına kadar gidin. Burda indikten sonra zaten herkesin gittiği yönde yani Via Ottaviano’dan Via Porta Angelica’ya doğru yürümeye başlayın. Yol üstünde sağ tarafta göreceğiniz Vatikan Müzesine daha sonra girmenizi öneriyorum. Şimdi Vatikan’daki St.Pietro’s Basilica’ya gidiyoruz. Basilica, kişiler için özel yapılmış ya da onların adı verilmiş dini mekanlara(kilise,manastır,..) verilen ad.
Meydana geldiğinizde, karşınızda koca kubbe (”cupola”, papa seçildiğinde üstünden beyaz duman tüttürdükleri) sizi bakıyor ve çevrenizde azizlerin heykelleri sizi çepe çevre sarıyor olacak. Etrafta bol bol fotoğraf çekenleri görüp siz de çekeceksiniz zaten. Kubbeye doğru ilerleyin. Giriş sırası biraz çok olabilir ama neyseki bir çok giriş hattı var ve yaklaşık 15-20 dakikada sıra geliyor. Dikkat; Vatikan’a kısa şort ve mini etekle girmek yasak. Kız ve erkekler için geçerli bir kural.

İçeri girdikten sonra gezebileceğiniz ismen 3 yer var.
1. St.Pietro’s Manastırı içi..Hristiyan tarihinin en şaşalı Manastırlarından muazzam bir eser. Oldukça etkileyici. Burdan Basilica’ya geçişi bulun ve orayı da ziyaret edin. Eski Papa’ların kıyafetleri, taçları, haçları , vs..burda sergileniyor. Giriş 6€..Roma Pass geçiyor mu diye sorarsanız burası başka bir devlet şeklinde ters cevabınızı alırsınız.Ondan parayı vermeye razı olmalısınız :) Burdan çıkınca “Tombs of the Saints” kısmına girip St.Pietro’dan beri gelmiş geçmiş tüm papaların mezarlarının bulunduğu kısmı gezebilirsiniz. Kalabalığın olduğu mezar tahmin edebileceğiniz gibi birkaç sene önce ölen Papa 2. Jean Paul.
Burayı da gezdikten sonra esas heycan verici yere gidebilirsiniz; dizaynı Michelangelo tarafından yapılmış Cupola(Kubbe). Buraya çıkmak için 2 yol var. 1. Asansor+350Basamak (8€) 2. Tüm yolu yürüyerek çıkmak(5€) . Asansörle çıkılan bölüm çok da yorucu değil. Ondan bence asansörsüz çıkın.Cupola Çıkış Daha eğlenceli. Asansörün çıkabileceği maksimum noktadan sonra herkesin yürümesi gereken bölüm başlıyor. Oradaki avluda bir miktar soluklanır, çeşmeden su içersiniz çünkü oradan sonraki 350 basamak oldukça yorucu. Basık ortamlara karşı fobisi olanlar, kalp riski, hamilelik durumu olanlara bu kısmı kesinlikle tavsiye etmiyorum. Ama geri kalanlara ise kesinlikle tavsiye ediyorum. Bir insanın geçebileceği darlıkta, mistik merdivenlerden geçecek ve kubbenin eğimli kısmına denk geldiğiniz sıralarda duvarın yan şekilde olması ile oldukça değişik bir deneyim yaşayacaksınız. Ben farklı zamanlarda iki kez çıktım ve oldukça keyif aldım. Hele bir de çıkış bitince, o manzarayı görmek için buna değer diyeceksiniz. Vatikan Bahçeleri’nin tasarımına mutlaka dikkat edin. Ayrıca 360 derece Roma ayaklarınızın altında olacak. İniş ise problemsiz geçiyor. Yine yarı yolda mola verip sonra en aşağı inebilirsiniz.

St.Pietro’nun bahçesinde biraz daha gezindikten sonra Vatikan Müzesi‘ni ziyaret edebilirsiniz. Yine her tarafın altınlarla kaplı olduğu, Hiristiyanlık ve tarihine dair birçok eserin bulunduğu bir müze. Burayı da gezdikten sonra Vatikan turumuz bitmiş oluyor. Bütün bunları yapmanız en iyi ihtimalle 3 saat, ortalama 4 saatinizi alacaktır. Dinlenmeyi hak ettiniz.

Vatikan’ın ihtişamlı ortamından çıktıktan sonra, sırada, Castel Sant’Angelo var. Haritada farketmenizin çok kolay olduğu, şehir turu yaparken de gördüğünüz bu silindirik bina, ilk zamanlarda(M.S 2.yy civarında) Roma İmparatoru Hadrian ve ailesinin mozolesi olarak yaptırılmış ancak daha sonra(M.S 4.yy civarından sonra) uzun yıllar kale ve bir süre de hapishane olarak kullanılmış. Kalenin tepesine bir melek indiği rivayetlerinden sonra, adı Castel Sant’Angelo olarak değiştirildiği söyleniyor. İçinde Rafael’in yaptığı bir melek heykeli mevcut. Aynı zamanda bu kalenin tam önündeki Roma’nın tek araç trafiğine kapalı köprüsü Ponte Sant’Angelo’daki heykeller de öncelerinde Rafael tarafından yapılmış heykellerle dolu imiş. Daha sonra heykeller Bernini’ye zamanın Papa’sı tarafından yeniden yaptırılmış. Kalenin içindeki kafede bir kahve molası vermenizi tavsye ederim. Özellikle dışarıda surlar arasından Ponte Sant’Angelo’yu izleyerek kahvenizi yudumlamanız keyifli ve dinlendirici olacaktır.

Bu iki yeri gezdikten sonra öğle aranızı yapıp, günün ikinci yarısına başlayabilriz. Dünyanın en önemli sanat galerilerinden biri olan, Villa Borghese bölgesinde bulunan Galleria Borghese‘a gitme zamanı geldi. Giriş için rezervasyon gerekebilir. Lütfen http://www.galleriaborghese.it/info-en.htm adresinden rezervasyon durumunu kontrol ediniz. Ben rezervasyon yapmadan girebildim ancak yoğunluğa göre izin vermeyebiliyorlarmış. Müzenin içinde hiç bir eser olmasa bile sizi etkileyen bir yönü var. Öyle güzel tasarlanmış ki, sadece tavan ve duvar işlemeleri bile gezip görmeye değer. İçindeki eserlerin değerini ve güzelliğini anlatmama gerek yok; gidince göreceksiniz. Bernini, Canova, Raphael, Caravaggio ve daha birçok sanatçının heykel ve resimlerini ziyaret etmenizi şiddetle tavsiye ediyorum. Müzenin, Roma’da Collesium dışındaki tüm müzeler gibi Pazartesi kapalı olduğunu hatırlatmakta fayda var.Müzenin bulunduğu dev park bölgesinin (Villa Borghese) içinde gezinti yapabilir, sürmesi biraz zor olan iki kişilik komik bisikletlerden kiralayaark biraz gezinebilirsiniz. Aynı zamanda burda National Geographic sponsorluğunda kurulmuş bir hayvanat bahçesi var ve oldukça keyifli bir yer. Girecekseniz mutlaka bikaç € daha fazla ödeyip sürüngen evine de girin. Burada geçek timsahlara kafes olmadan (yukarından) bikaç metre yaklaşmak mümkün. Villa Borghese’nin diğer kısmında ise Roma Modern Sanatlar Müzesi var. Buraya da vaktiniz kalırsa girebilirsiniz. Modern Sanatlara meraklı olan ben, daha çok ilgimi çeken video ve görsel işlerin çok az olmasından dolayı müzeyi çok tutmadım ama günümüz sanatçılarının dev resimleri ve heykelleri de eskiler kadar etkiliyor insanı.
Buraya gelmek ve gezmek de en az 3 saatinizi alacaktır. Yani son günün mesaisi de bitti :)
Floransa biletlerinizi bir kez daha kontrol edin. yarın Floransa’ya gidiyoruz.



Yazan:
admin
Zaman:
Sunday, February 17th, 2008 at 4:09 am
Kategori:
3.G, Gezi G, ün, ünleri
Yorumlar:
You can leave a response, or trackback from your own site.
RSS:
You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed.
Linkler:

Diğer Yazılar



Yorum Yapın...


Anahtar Kelimeler: 3.Gün , 3.Gün Otel, 3.Gün Oteli, 3.Gün Otelleri, 3.Gün adresi, 3.Gün bilgileri, 3.Gün Otel Rehberi, 3.Gün Otel bilgileri, 3.Gün Otel, Türkiye Otelleri,Türkiye Otel Rehberi,Turkiye Otelleri,Türkiye Turları, Şehir Turları, Oteller, Online Rezervasyon